Cuma, Haziran 26, 2009

Güle güle Mickey/ Bye Bye Jacko/Michael Jackson 1958-2009 RIP


Pek tarzım olmamasına rağmen pek çok dinlerdim müziklerini, severdim de, Liberian girl gibi bazılarını gayet beğenirdim pek çoğuna garip gelen Michael Jackson'u...

1992 yılının ekim ayının biri idi o sıralarda adeta sürgün gibi yaşamakta olduğum Bükreş'te konserine gitmiştim. Aman tanrım ne muazzam birşeydi, herkes çıldırmış, dev gibi komünist zaman mimarisi büyük stadyum taşmıştı.

Hiç unutmam, sponsor Pepsi olduğundan içeri girerken aranıyordunuz, üzerinizde kırmızı tişört bile olamıyordu CocaCola'yı anımsattığı için. Yollar tamamen kapanmıştı oysa Coca Cola'cılar stada giden yollara tırlar koymuşlar bedava kutu cocacola dağıtıyorlardı.

Yeni devrim yapmış bir ülkede durum daha da devleşiyordu. Konser başlamadan önce stadda Beatles şarkıları çaldırmıştı, özellikle ve sık sık "here comes the sun"..

Hiç bir giriş yeri olmayan sahnenin ortasına anlaşılmaz şekilde ( bir büyücü edasıyla) belirivermişti...Hepimiz ezbere bildiğimiz şarkıları birlikte söylüyorduk. Meşhur "moonwalk"unu yapmıştı bol bol, Thriller'deki yere paralel eğilme sahnesinide..Konser sonunda MJ ( tabi bir trik ile dublörü) sırtına takılan bir jet motoru ile sahneyi terketmişti... Seyirci çıldırmıştı... bir muhteşem konserdi denir ki "the dangerous tour"un en güzel konseriymiş... Uzun zaman aklımdan çıkmamıştı. Muhteşem bir sahne performansı ve çılgın bir konser olmuştu. Herhalde yaşamda bir olur demiştim, ( oysa tam 11 ay sonra İstanbul'da da konserine gittim)... yani bir sene dolmadan iki Jacko konseri. O tarihler için muazzamdı....

O sirada siyah beyaz "dangerous" albümü revaçtaydı, siyah beyaz kedimin ismi de Mickey'di....

Bildiğim kadar benden 1 yaş küçüktü ama bedeni ile çılgınca oynamış, siyahken beyaz olmuş, burnu artık yerinde durmaz olmuş bilumum acaiplikleri de vardı. Gene de bunlar beni ilgilendirmez sevdiğim birkaç şarkısını keyifle dinlerdim.

Duydum ki cilt kanseri olmuştu ama gene iyileşecek temmuzda tura çıkacaktı, İngiltere'deki konserin biletleri kapalı gişeydi, oyle böyle ne denirse densin o bir kraldı, benim için ise, artık çok ilgilenmesem de bir eski dosttu...

Bu sabah duydum ki gitmiş....

Güle güle eski dost yolun açık olsun... temmuzda burada değil başka yerde ayağa kalktın... artık "moonwalk" u oralarda daha rahat yapasın... güle güle... 

Perşembe, Haziran 25, 2009

Metobüs meselesi....

Metrobüs Söğütlüçeşme den binerim, bu defa da aynı şekilde binmek üzere geldiğimde şu yeni uzun araçlardan birine ilk defa( Phileas) rast geldim, bu araçlarla ilgili olumsuz haberler okumuştum.

Herneyse bindim, şahane bir araç, içerde bilmediğim bir dilde aracın duracağına dair yanıp sönen gösterge var, olsun değişir, ya da hepimiz bu lisanı da öğreniriz :)  dedim.  

Oturdum, zil çaldı araç tam zamanında kalktı, gayet hızlı ve atik olarak yola koyuldu ve ilk durağa geldi, biraz daha yolcu aldı, ama tam dolmamıştı gene de. İşte ondan sonra anladım durumun ne olduğunu, şu meşhur E-5 in üzerinden geçen köprüden, yukarıya Altunizade kavşağına çıkan yokuşta bizim araç adeta durma noktasına geldi . Hani Bursa ile Mudanya arasında bir tren hattı varmış tren öyle yavaş gidermiş ki yolcular iner, meyva toplar, hatta hacet giderir gene binerlermiş yürüyen trene, durum aynı böyle. Hani in otobüsten it bari yürüsün....  Bu arada arkamızdan kalkan iki otobus bize yetişti. bu defa biz önde kaldığımızdan onlar geride kaldı ve uzunca bir otobüs kuyruğu oluştu.

Köprüden sonra Levent kavşağı çıkışında gene bir kağnı arabasına dönüşen aracımızdan ben Halıcıoğlu durağında ilndiğimde arkamız diğer araçlarla dolmuştu bile

Bu otobüslerin inanılmaz birim rakamlarını da duyunca, gene tepemin tası attı.

Neyse bir bildiği vardır Büyükşehir Belediyesinin, nasıl olsa paraları çok. 

Salı, Haziran 23, 2009

Babalar günü


Ohh...

Ne güzel canım iki kızım da bizimle Ada'daydı geçen pazar.

İkisi de süslenip püslenip gelmişlerdi, Alaç zaten bizimleydi ama Ayşe'de katıldı ona , babalar gününde. 

Defalarca sımsıkı sarıldım öpüp kokladım onları, gözlerim yaşardı elbette.

Ne kadar büyüdüler dedim içimden; eee yaşlanıyorum galiba da dedim tabii, ama çok  çok mutlu oldum.

Umarım sağlıkla daha nice mutlu yıllar kucaklarım onları...

Canım sevgili de keyifle ve gururla izledi bizi....

Cuma, Haziran 19, 2009

Ne demek "teğet geçti"ya da "sürtündü" hiç yok ki


 Hani şu herkesin diline pelesenk olan Başbakan Bay Recep T. Erdoğan'ın ( van minüt değil) "teğet geçti" yada daha sonraki söylemi ile "sürtündü" diye bahsettiği kriz var ya. 

Gözümüz aydın olsun ben krizde etkilenmeyen bir sektör buldum dostlar,  adada oturduğumuzdan karşıda İstanbul'un büyük bir bölümünü görüyoruz geceleri.

Bakıyorum ki, her gece Dersaadet'in her tarafından saadet havai fişekleri atılıyor. İnanın sayamıyorum kaç yerden atıldığını.

Binaenaleyh derim ki, bu kriz mriz lafları yalan bir kere büyüklerimizin gayet iyi tesbit bulunduğu veçhile millette para var ( ki bu milyarlarca liralık harcamayı yapabiliyorlar). Öte yandan krizde işi bozulanlara acizane tavsiyem havai fişek imalatçısı ya da ithalatçısı olunuz, bu sektörde kriz falan yok. Hayırlı işler bol kazançlar dilerim, bana da dua edersiniz.

Perşembe, Haziran 18, 2009

Vee Ayşeeee


Telefonum çaldı............, O sırada Alara'yı adaya göndermek üzere vapura bindirme telaşındaydım .Baktım Ayşe, konuştuk hoş beş ettik ama fazla uzatamadık zira koşuşturuyordum.

Daha sonra ben aradım kendisini, kızım kusura bakma az konuşabildim diye, sohbetimizde devam ettik.

Aradan 15-20 dk geçti telefonum gene çaldı baktım gene Ayşe, "hayrolsun" dedim,

"Baba'cığım" dedi, "tezimden (A) almışım" 

İşte bu büyük kızımızın, üniversiteyi bitirdiğini müjdeleyen muhteşem bir haberdi.....

Zaman nasılda geçmiş, yıllar yılları kovalamış, üniversite de bitmiş. Canım kız, aferin sana, helal olsun, bir yandan, benim de gönülden desteklediğim müzik hayatına devam ederken bir yandan da okulu bitirdin. Umarım hayatta herşey istediğin gibi olur, merak etme hep arkanda oluruz.

İftahar ettim, çok çok sevindim bir baba için en muhteşem anlardan biridir bu tüm anne babalara da nasip olmasını dilerim.

Şimdi mezuniyet töreni var, mezuniyet resimlerini koyarım yakında...

eee, Alara,Kerem ve Ayşe bizim çocuklar şahane... Yolları açık olsun.

Çarşamba, Haziran 17, 2009

0...

Derin gecenin karanlığında güneşin habercisi hafif ışıktır O,

En derin umutsuzluklarda aniden parlayıveren umut,

Çölde bulut, tufanda açıveren güneştir,

Fırtınalı okyanusta sakin ve emin bir limandır,

Karanın, grinin ortasında, eflatundur,turuncu, kırmızı,

En huysuz yanlızlığında, başını okşayan eldir,

Konmuş noktada, yepyeni bir satırbaşıdır.

Üzüntünde senden üzgün, sevincinde en az senin kadar sevinen.

Hastalıkta, umutlu nekahattir.

Keyifte dipsiz kuyu.

Dupdurgun amansız sıcakta esiveren meltem yeli,

Gözde ışık,

Kulakta ses,

Ciğerde nefes,

Heyecanlandıran kalp çarpıntısı,

Sükunettir, huzur.

Budur işte gerisi boş diyebilmektir.

" Çok şükür bu günleride gördüm" diyebilmektir.

Emanettir, emanet alandır.

Sağlamca elinden tutandır ve şefkatle elini tutturan.

Ruhtur, kalptir, mertliktir, güvendir, güçtür...

Hissettirendir, hisseden.

Aşktır...

Sözler muhakkak eksik kalmışıtır şüphesiz....

"Sevgilidir" O...

Salı, Haziran 16, 2009

Bizim Ada'dan akşamüstü manzaraları

Ada'mızda, bu cennette...

Akşamüstleri bazen yürüyüşe çıkarız, muhteşemdir manzara, inanası gelmez insanın

Size birkaç resim... 

Evden çıkılmış ve de yürüyüşe başlanmış, görüldüğü üzere şehirdeki sıcağa inat püfür püfür esen havada, sevgili üzerine birşeyler giymiş bile

Hemen arkamızdaki ormanın güzelim çamlarına aralardan süzülen güneş ışıkları nasıl da güzel vurur.

İşte bu ışıkları gönderen güneşin durumu o sırada şöyledir, aradan da kaşık adası ve de Kınalı'nın madencilik yapılarak delik deşik edilmiş doğu burnu görünür

Adanın güneyi, Türkiye'nin güneyi gibidir adeta, şahane bir çam limanımız vardır. Hepsi Amerikan bayraklı, Türk milleti tekneleri buraya demirler, zira en ucuzu 1 milyon Amerikan Doları olan teknelerin vergisi çok yüksektir diye ödeyemez "tekneciklerin" sahipleri, Türk bandıralı olamaz tekneler.  Amaaan neyse canım, liboşları kızdırmayalım kıyı şahanedir, deniz mis gibidir. Marmara'dır tuzu ayarlı, ısısı uyarlıdır ( güneş nerede demeyin resimler güneş battıktan sonra çekilmiştir

Biraz guneydoğuda Büyükada'nın arkasında  pek çok İstanbul yaşayanının adından bile haberdar olmadığı Neandros Ada'sı yapayalnız yaşamına devam eder, henüz yandaş müteahhitlere nasibimüesser olmamıştır şükür (yahu sus be gereksiz adam, sana ne siyasetten falan)....

Orman yolunuda ışıklar yanar artık akşam olmuştur ( ihtiyarın eli titrer resim flu çıkar :) )

Güzel bayrağımızın dalgalandığı tepeye çıkılır ve yuıkarı mahallenin mütevazı evlerinin yanından aşağıya bakılır.

Ertesi gün yine, yeniden bu defa balkondan güneş batışı resmi çekilir.